Bu Blogda Ara

22 Mart 2012 Perşembe

Bilim, Mısırlıların, Neden Güneş Tanrısı olarak, Bok Böceğine Tapındığını Açıklayabilir!



Güney Afrika'nın Western Cape ilindeki Langeberg Sıradağları'nın güney yamaçlarında yer alan, Montane Fynbos ekosistemindeki bir bok böceği

Annem, bana, hayvan bilimci Emily Baird’in bok böcekleri hakkındaki araştırması ile ilgili, büyüleyici Scientific American makalesinin bir bağlantısını gönderdi. Mısır bilimciler, bu dışkı itme böceklerine (şampiyon), kökeni, eski Yunanca’da, “kın kanatlı” anlamına gelen κάραβος (karabos) sözcüğü olan, daha itibarlı “skarab” (scarab) ismini vermişlerdir.



Dr. Baird’ın uzmanlık alanı; böceklerin görmesi, uçması ve yön bulmasıdır (Lund Üniversitesi’ndeki profiline bakınız). Tezini, balarıları konusunda yazmıştır. Araştırmasını, mütevazi bok böceği Kheper nigroaeneus’a yöneltmeye karar vermesinden ötürü, kendisine minnettarım. Çalışması, eski Mısır’ın daha da acayip tanrılarından birini aydınlatabilir.

Eski Mısır Böcek Tanrısı

Eski Mısırlılar, neden dışkı topağını oluşturan, içerisine yumurtalarını bırakan ve sonra, topağı, toprak üzerinde iten büyük bir böceğe tapıyorlardı? Mısırlılar, bu böceği, neden mecazi anlamı “oluşmak, vücuda gelmek” olan, kheper olarak isimlendiriyorlardı? Neden mertebe olarak, aşağıdaki bok böceğini, en yüksek varlıkları ve ve güneş tanrıları olan, Ra ile ilişkilendiriyorlardı ve Ra’nın, böcek tanrılarının biçimini almış olan yeryüzündeki görünümlerine, Khepri adını veriyorlardı?

Pek çok firavun, taç giyme törenlerinde üstlendiği resmi ismi olan, taht ismine, kheper sözcüğünü ekliyordu. Kral Tutankamun’un hazineleri, “Oluşma/ Belirme/ Yaradılışlar’ın Efendisi, Ra’dır” anlamına gelmekte olan, taht ismi Neb Kheperu Re’nin dikkatle işlenmiş kartuşlarıyla süslüdür. Mısır’ı ziyaret eden turistler, bok böceklerine saygı gösterdiklerini anlamaksızın, - Kral Tutankamun’un bok böceği mücevherleri örnek alınarak yapılmış - bok böceklerini satın alırlar. Barbie bebekleri bile, bu türden aksesuarlarla bezenmiştir.

Mısır, Luksor, Krallar Vadisi'nde, IX. Ramses'in gömülü olduğu, KV6 mezarındaki bok böceği tasviri 


Kheper’in Mitolojik Yorumları


Bu alışılmamış tanrıya zihnini yormakta olan, Mısır bilimciler, çeşitli açıklamalar ortaya atmışlardır. Genç kın kanatlılar; dışkı kozalarından, ufuktan doğan güneş gibi zuhur etmektedirler. Bu nedenle, yaratılışın ve ortaya çıkmanın simgeleridirler. Khepri olarak, her gün, güneşin yeniden doğuşunu temin ederler.

Dönemindeki Mısır dini hakkında, geniş bir şekilde yazı yazmış olan, eski Yunan doğa bilimcisi Plutarkhos, bok böceklerini, şu sözlerle ifade etmiştir:

“ (Eski Mısırlılar arasında,) bu çeşitlerin, sadece, erkek kın kanatlılar oldukları, topak oluşturan tohum maddelerini (meni) yere koydukları ve kın kanatlının; sabahları, - batıdan batarken ve doğudan doğarken güneşin izlediği yolu taklit edecek biçimde- geniş aralıklı arka bacaklarıyla, onu, ileriye doğru yuvarladığı kabul edilmektedir.”

 Dr. Baird’in araştırması, eski Mısırlıların, bok böceğini, güneş ile ilişkilendirmelerinin bir nedenini daha - gerçekten - açıklığa kavuşturabilir.  

Güneş Yön Bulucuları olarak Bok Böcekleri

Bok böcekleri, kendi bilmecelerini, böcek bilimcilere sunmaktadırlar. Bok böcekleri, neden sık sık duraklıyorlar, dışkı topaklarının tepesine tırmanıyorlar ve yürüyüşlerine, yeniden başlamadan önce, biraz dans ediyorlar? Aşağıdaki videoda, dans eden bir bok böceği görülmektedir:







Dr. Baird’in araştırması, bok böceklerinin, güneşi görebilmek için tırmandığını göstermiştir. Gözlerinde, bulutlu bir günde dahi, gök pusulasının noktaları gibi, güneşin ışınlarını kullanmalarını sağlayan, gömme (iç kısımlarında yer alan) kutuplaştırma süzgeçleri (filtre) vardır. Eğer güneş ışığını, görüş hatlarından ayırıp güneşi, kın kanatlılara, bir aynadan yansıtırsa, (dışkı topaklarına) yukarıdaki jitterbug dansı için tırmandığını ve genellikle, farklı bir yön doğrultusunda yolunu değiştirdiğini bulmuştur.


Relief Panel Showing Baboons adoring the God Khepri
Eski Mısır'ın Batlamyus dönemine ait, Khepri tanrılarına tapınan babunları gösteren kabartma (rölyef) panosu heykel.

Eğer haklıysa, kın kanatlılar, güneşin ışınlarına uyum sağlıyorlardı. Kral Tutankamun (Tut) dönemindeki Mısır sanatında, yaygın “ışınlı güneş diski” olan, güneş tanrısı Aten’i düşünmekten kendimi alamıyorum. Yukarıda, son dönem Mısır heykeli, babunların tapınmakta olduğu, bu ışınlı diskin değişkesini (varyant) göstermektedir. Bok böceği tasviri, artık daha kusursuzdur: bok böcekleri, topağı, arka ayakları ile itmektedirler. Kın kanatlının üzerindeki yıldız, muhtemelen, Nil nehrinin yıllık taşkınlarının hemen öncesinde, tam güneş doğmadan evvel ortaya çıkmış olan, Akyıldız (Sirius) çift yıldızıdır (Mythphile tarafından daha önce yazılan “Sopdet: Egypt’s Herald of the New Year,”a bakınız).

Dünyadan 8,6 ışık yılı uzaklıkta bulunan Sirius (Akyıldız) çift yıldızının, Chandra X-ışını teleskobundaki görüntüsü. Bu resim, güneş tayfının hatlarını ölçmeye mahsus iletim şebekesine özgü destek yapısından dolayı, iki kaynağı ve dikensi bir deseni göstermektedir. Parlak kaynak; çok düşük enerjili X ışınlarını meydana getiren, yaklaşık, 25.000 derece yüzey sıcaklığına sahip cüce bir yıldız olan, Sirius B'dir. Güneşin kütlesinin 2 katından daha büyük normal bir yıldız olan, Sirius-A konumundaki loş kaynak, alıcıdaki süzgeçten (filtre) sızan Sirius A'dan gelen morötesi ışınlardan dolayı ortaya çıkmış olabilir. Bunun aksine, optik bir teleskopla bakıldığında, Sirius B, kendisinden 10.000 kat daha loş olmasına rağmen, Sirius A, gökyüzünün kuzeyindeki en parlak yıldızdır. İki yıldız, son derece yakın bir şekilde, bir arada olduğu için, Alvan Clark, zamanında, dünyadaki en iyi optik teleskoplarından birini sınarken, kendisini keşfedinceye kadar, Sirius B gezegeni, 1862'ye kadar fark edilememişti. Cüce yıldızlar teorisi, Chandra X-ışınları gözlemevine adını vermekte olan, S. Chandrasekhar tarafından geliştirilmiştir. Ölçümleme (kalibrasyon) ve yoklama (test) dönemi sırasında, 1999 Ekim ayında, Chandra tarafından gözlemlendiğinde, Sirius B'nin hikayesinde, tam bir devir tamamlanmıştır. Dünya'nınkinin %90'ı kadar bir çapta toplanmış olan, Sirius B adlı cüce yıldız,  Güneş ile eşit kütleye sahiptir. Sirius B'nin yüzeyindeki yerçekimi, dünyadakinin 400.000 katıdır! (Fotoğrafın kaynağı: http://25.media.tumblr.com/tumblr_ll99h9gMek1qgb97co1_500.jpg)





Mısırlılar, kendi doğal çevrelerinin sıkı gözlemleyicileriydiler. Plutark’ın zamanında, ilk önce, dişinin, içerisine yumurta bırakmış olduğunu ihmal etmelerine rağmen, topağı iten kın kanatlının, erkek olduğunu biliyorlardı. Muhtemelen, böceklerin dansının, güneşin yönlerini tayin etmenin bir yolu olduğunu hesaplamışlardı. Onlara göre, kın kanatlı, kendisini, en yüksek varlık olan, güneş tanrısıyla temasa geçiren, özel kutsal bilgilere sahip bulunmuş olmalıydı.

Benzer biçimde, Mısırlılar, çoğunlukla, kendi dillerindeki kutsal ilahilerle, güneşin doğuşunda kendisine tapınmakta olan, yan yana, pençelerini, güneş diskine doğru, yukarı kaldıran babunları tasvir ediyorlardı. Gerçek hayatta da, babunlar, konuşur gibi sesler çıkartmakta ve bazen, güneşin doğuşunu izlemek için sıraya dizilmektedirler.

IMG_0980
Fransa, Paris, Louvre Müzesi'nde, Eski Mısır'ın II. Ramses döneminden kalma, doğan güneşe tapan, yan yana dizili 4 babun heykeli. Mısır, Luksor'daki Amun tapınağından, 1831 yılında, Mısır hükümetinin hediyesi olarak, buraya getirilmiştir.  (Bu tasvir, ilk zamanlar, müstehcen de bulunmuştu!)


Bilimin Habercisi olarak Mitoloji

Mitoloji uzmanı Joseph Campbell, “geleneksel mitolojinin ikinci işlevi”nin, bilimsel açıklama olduğunu belirtmektedir. Mantıksal ve bilimsel deneme icat edilmeden evvel, insanlar, çevrelerindeki dünyayı açıklamak üzere, mitler - kutsal hikayeler - yarattılar ve onları, anlamlarla doldurdular.

Bunun ötesinde, Campbell, bu yalancı-bilimsel açıklamaların; rahatlatıcı biçimde tutarlı “evrenin düzeni”ni [Yunanca κόσμος (kosmos) sözcüğü; “düzen, şekillerin düzeni, düzgün düzen, süsler” anlamına gelir] gözler önüne sererek, keyfinde davranan, mantıksız dünyayı anlamlandırmaya yardım ettiğini belirtmektedir. Yaşamları, tek su ve gıda kaynakları olan, Nil nehrinin her yılki yükseliş ve alçalışlarına bağlı olduğundan ötürü, Mısırlılar, doğal dünyadaki tekrarlamalı düzenlere karşı, hevesli ve duyarlı idiler. Herhangi bir anda, dünyayı, yeniden altüst edebilen düzensizlik (kaos) güçlerinden korkuyorlardı. Eski Mısırlılar için, ilerleme, lanetliydi; kararlılığa, çok değer veriyorlardı. Bilge babun ve tanrı bok böceği, kendilerine, doğanın temelini teşkil eden düzenin güvencesini sağlıyorlardı.

Kaynak: http://www.mythphile.com/2012/01/ancient-egyptian-scarab-beetle/

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder